zamansizsevgili
  CILT BAKIMI_
 

 

 

 

Masaj tüm tedavi tekniklerinin temelidir.
Hatta o denli doğaldır ki farkında bile olmadan masaj yaparız: masa köşelerine vurup da morarmaması için bacağımızı ovarken, uyumasına yardımcı olmak için bebeğimizin sırtını sıvazlarken, eşimizi yorgun bir günün ardından karşılayıp sarılırken...

Yapılan araştırmalar bu pozitif ve yapıcı dokunuşların stres ve ağrıları azalttığını, depresyonu hafiflettiğini, bağışıklık sistemini güçlendirdiğini, hatta prematüre bebeklerin gelişimini hızlandırdığını göstermiştir. Tedavi edici özellikleri nedeniyle antik çağlardan günümüze gelişerek gelen masaj ve inceliklerini sizin için birkaç konu altında toplayarak inceledik.

Faydaları
Masajın kanıtlanmış en belirgin faydalarından ilk ikisi artan kan dolaşımı ve esnekliktir.

Fizyolojik veya mekanik açıdan bakıldığında masajla kas dokularının yağlanarak optimum hareketin elde edilmesi sağlanır. Kas dokuları birbirinden bağımsız çalışacak şekilde yapılanmıştır. Kaslar kurur veya susuz kalırsa dokular birbirine yapışır ve kas katılaşır. Kasa sıvı verildiğinde, tekrar yumuşayarak esneklik kazanır.

Kas dokularının etrafında dolaşım arttıkça gelen besin ve giden atık rutini de artar ve kas daha sağlıklı olur. Yaşlanma da geniş anlamda bir "kuruma" problemidir. Vücutta su azaldıkça yaşlanma hızlanır. Çok su içmek ve düzenli masaj yaptırmak kırışıklarla savaşırken etkili bir yöntemdir. Kan vücuda oksijen taşıdığından sağlıklı olmak için iyi bir dolaşım gerekir. Masaj kan dolaşımını artırır; dolayısıyla vücuda yararı kesindir.

Psikolojik açıdan bakıldığında masaj bir önem hatta bakımlılık hissi verir; vücudumuzun farkına varmamızı sağlar. Güvenli bir dokunuş hayatın önemli bir parçasıdır. Dolayısıyla bu işi bilinçli olarak yapan bir profesyonelin masaj sırasındaki dokunuşu aynı zamanda rahatlatıcıdır.

Fiziksel anlamda masaj, veren taraf ile alan taraf arasında bir elektromanyetik enerji değişimidir. Bu enerji makine ve benzeri aparatlarla elde edilemez! Candan ve canlıdan gelen bu enerjiye doğu kültürleri "Chi" ya da "hayat enerjisi" adını verir.

Masaj, günlük hayatın baskılarından sonra mini bir tatil anlamına gelir. Yapılan klinik bir araştırma, masajın zihinsel uyanıklığı artırdığı ve matematiksel zekayı keskinleştirdiğini de göstermiştir.

Akubası, bu noktaları uyararak sıkışmaları giderir ve enerji akımını artırarak stresi azaltır. Böylece vücudun uyum içinde çalışarak sağlıklı olması sağlanır. Shiatsu masajı Japonların 1000 seneden beri kullandıkları bir akubası tekniğidir.

Aromaterapi
Bu teknik tedavi ve gençleştirici amaçlı olarak bitki öz yağlarının masajda kullanılması esasına dayalıdır. (Bkz: Aromaterapi) Antik Mısır, Hindistan ve Uzak Doğu''dan gelen bu teknik yüzyıllardır stresi azaltmak, genel anlamda rahatlamak ve zihni uyarmak için kullanılmıştır.

Bowen Tekniği
Avustralyalı Tom Bowen''dan ismini alan bu teknik, bir seri masaj hareketi sırasında dinlenme süreleri verilerek vücudun tedavi sürecini algılamasını sağlamak konseptini taşır.

Sandalye Masajı
10-20 dakikalık bir rahatlama seansına ihtiyaç duyulduğunda uygulanması gereken hafif bir masaj türüdür. Bu masaj, özel tasarlanmış rahat bir sandalyede tamamen giyinik olarak uygulanır. Bu sandalye taşınabilir olduğundan masaj hemen yer yerde uygulanabilir.

Derin Doku Masajı
Kalın kasların derinliklerine ulaşmak için uygulanan bir masajdır. Belli bölgelere uygulanır ve amacı kas dokularının toksinlerden arındırılarak rahatlatılmasıdır.

Sıcak Taş Masajı

Bu teknikte kullanılan ısıtılmış taşlar vücudun belirli yerlerine yerleştirilir ve hafif basılar uygulanarak yerleri değiştirilir.

Hamilelik Masajı

Hamilelik bir kadının vücudunda ağır görevlere neden olur. Hamile olan kadının rahatlamaya ve gevşemeye ihtiyacı vardır. Bu masaj vücuda yüklenmiş ağırlığın sebep olduğu rahatsızlıkları giderdiği gibi, şişliği azaltır, sinir sistemini rahatlatır, yorgunluk halini giderir ve bir tonik görevi görür. (Hamilelik sonrası hakkında bilgi için Bkz: Doğum sonrası form rehberi)

Reiki (Rei-chi)
Japonca "evrensel hayat enerjisi" anlamına gelir. Bu teknikte ellerin vücuda belli pozisyonlarda hafifçe bastırılmasıyla "hayat enerjisi" akımı gerçekleştirilir. Ağrı giderici, canlandırıcı, tedavi edici ve moral kazandırıcı etkileri vardır.

Spor Masajı
Bu masaj atletik bir performansın öncesinde, süresince veya sonrasında sporcuya uygulanarak optimum performansı göstermesi amacını güder. Yorgunluğu ve şişkinlikleri gidermek, esnekliği artırmak ve sakatlanmaları önlemek için yapılır.

İsveç Masajı

Geleneksel masaj olarak bilinen İsveç masajı 1820 yılında İsveçli
Dr. Per Henrik Ling''in fizyoloji, jimnastik ve birçok antik masaj tekniği konusunda araştırmalarının sonucunda ortaya çıkardığı ilk modern masaj tekniğidir. Vücudun en geniş organı olan cilde uygulanması nedeniyle bir zincirleme reaksiyon doğurarak vücudun tümüne pozitif bir etki yaratması esasına dayalıdır.

 

 


Thai Masajı
Bu yöntem pasif esneme ve yumuşak basının vücudun enerji hatlarına uygulanmasıyla yapılır. Çok eski olan bu teknik Buda zamanından gelir ve Shiatsu, akubası ve yoganın karışımı gibidir. Masörler belli noktalara basıyı baş parmakları, elleri ve ayaklarıyla uygulayarak vücudun enerji akımını canlandırır ve müşterilerine esneme dahil bazı hareketler yaptırır. Thai masajı esnekliği artırır, stresi azaltır, iç organları uyarır ve vücudun enerji sistemini dengeler.

Beklentiler
Masaj genel anlamda üç kategoriye ayrılır. Bu üç kategori birbirinden farklı olduğu için sonuçları ve dolayısıyla beklentilere göre sunacakları da farklı olacaktır:

Reiki ve SPA masajları gibi hafif masaj olarak adlandırılanlar iyi sonuçlar verebilir veya sizi en doğru anlamda rahatlatabilir; özellikle masaja yeni başlayanlar için önerilir. Çoğu hafif masaj vücudun tümüne tek seansta uygulanan masaj şeklindedir.

Orta masaj yapıldıktan sonra hafif berelenmelere maruz kaldığınızı fark edebilirsiniz! Bu tür masajı yapan kişiler genellikle iyi eğitilmiş tecrübeli masörlerdir. Masajın hiçbir aşamasında ağrı hissetmemeniz gerekir. Kısa süreli rahatsızlık hissi normaldir. Masajı takip eden 1-2 gün içinde kendinizi mutlaka daha iyi hissedersiniz. Bu tür masajı daha çok bağımsız çalışan masörler uygular. Bu masaj şeklinde de tek seansta tüm vücuda masaj uygulanır.

Derin masaj sporcular, atletler, ağır iş yapan veya çok ağrı çeken insanlara yapılır. Bu masaj sırasında da ağrı olmamalıdır. İlk seanslar sonrasında berelenmeler normal sayılır; hatta fazla spor yapılmış gibi kas ağrıları yaşanabilir. Üç veya dördüncü seanslardan sonra vücudunuz ciddi şekilde değişir; altı veya yedinci seans sonrasında vücut çok daha esnek olur. 6000 yıl önce Çin''de doğan "Tuina" masajı birçok derin masaj şeklinin temelini oluşturur. Pek çok farklı türü olan derin masajda her seansta vücudun sadece belirli bir bölgesine masaj uygulanır.

Stres için
Stresin vücut duruşunu (postür) değiştirmek gibi bir özelliği vardır. Stres vücudu sardıkça omuzlar öne doğru çıkar, çene kalkar, ense öne hareketlenir. Bu durum günlük hayatın problemleri etrafımızda daraldıkça hepimize olur ve psikolojide "zırhlanma" olarak anılır.

Stres tarafından en fazla cezalandırılan iki kas vardır: bunlara tıp dilinde Levator Scapula denmesine karşın gündelik konuşmada "stres kasları" adı verilir. Bu iki kas ensenin üst tarafından kürek kemiği ile birleşir. Stresli olduğumuzda omuzlarımız yükselerek enseye baskı yapar. Bu baskı omuz, ense ve baş ağrılarına neden olur.

Stres, bazı görüşlere göre birçok hastalığın esas nedenidir. Masaj yardımıyla stresin vücuda verdiği zararlar 3-4 seans ardından kontrol altına alınabilir. Haftada bir yaptıracağınız masajın faydaları çok yönlü olacaktır.

Ağrı için
Ağrı, oksijen eksikliğinden kaynaklanır. Oksijen eksikliğinin nedenleri çok farklı olabilir. Bunlardan bazıları şiddetli bir darbe, kesik veya baskı sonucu ortaya çıkabilir. Basit bir nezle ya da üşütme sırasında hissedilen genel ağrı ve rahatsızlıkların nedeni yüksek ateş sırasında kas dokularımızın birbirine yapışarak dolaşımı engellemesi ve vücutta oksijen sıkıntısı yaşanmasıdır. İyileştikten sonra bu kaslara can vermek için masaj yaptırmak ve bol su içmek önerilir.

Baş ağrısı konusuna gelince... Önce bunların türlerini ayırmak gerekir. Baş ağrıları ana hatlarıyla üçe ayrılabilir: toplam baş ağrısı vakalarının yaklaşık olarak yarısını teşkil eden gerginliğe bağlı baş ağrıları, alerji ve nezleye bağlı olan sinüs baş ağrıları ve en ciddi olan migrenler.

Gerginliğe bağlı baş ağrılarının nedenleri sayılamayacak kadar çoktur. Sebep psikolojik veya fiziksel, ne olursa olsun sonuç aynıdır: şakaklar zonklar ve zihinsel bir rahatsızlık hissedilir, yaratıcılık sıfırlanır. Masaj omuz ve enseyi rahatlatarak gerginliği azaltır; kişi rahatladıkça baş ağrısı yok olur. Zaten bu tür ağrılar masajın en kolay tedavi ettiği baş ağrılarıdır.

Sinüs baş ağrılarına iyi gelen yüz masajlarıdır. Sinüs boşlukları gevşedikçe buralarda sıkışmış olan sıvılar akarak sinüslerin temizlenmesini ve dolayısıyla ağrının yok olmasını sağlar. Ancak
bu yavaş bir süreçtir ve birkaç masaj seansını gerektirir. Tecrübeli
bir masör size kendi kendinizi rahatlatmak için yapabileceğiniz basit masaj tekniklerinden birkaçını gösterebilir. Düzenli yapılan masaj soruna ciddi çözüm getirir.

Migren ağrılarına sebep boyun kısmında sıkışan sinirler olduğu gibi, vücuttaki kimyasal dengesizlikler de olabilir. Masaj sıkışan sinirlerin gevşemesini sağlayarak ağrıyı giderebilir. Bunu yapan masörün mutlaka tecrübeli ve donanımlı olması gerekir. Zaten
tek kas üzerinde iki saat gibi uzun bir süre çalışmak amatör işi değildir.

Baş ağrıları sağlıklı ve fonksiyonel bir şekilde çalışmamıza engel olan en yaygın rahatsızlıklardandır. Doğal bir yöntemle bu rahatsızlıktan kurtulmak çözümlerin en ideali olacaktır


__________________________________________________
________CILT KURULUGUNU  ONLEMEK_______

 

Kış döneminde havadaki nem kaybı, kalorifer sisteminin havadaki su ve nemi azaltması ve de soğuk hava dolayısıyla terlemedeki azalma cilt kurumasını artıran nedenlerdir. Memorial Hastanesi ve Etiler Memorial Polikliniği Dermatoloji Bölümü’nden Uz. Dr. Zerrin Baysal, cilt kuruluğu için pratik önerileri sıraladı.

Cilt kuruluğu vücudun tüm bölgelerini ilgilendirebilir, ama daha çok uzuvlarda yani kollarda ve bacaklarda görülür. Birçok kişi doktora gitmeden bu kuruluğun tanısını kendileri koyabilir. Fakat bir kısım kimsede görüntüsel farklılık gelişmese bile dermatolog muayenesinde tesbit edilir. Kaşıntı şikayeti ile doktora başvuran hastaların birçoğu kuru deriye sahiptir ve de sadece cilt kuruluğunun tedavisi yapılarak iyileşir.

Kışın cilt kuruluğu önlenmezse
egzemaların oluşumu kolaylaşır


Egzemalı deri kaşınır, kaşınma sonrası deride kalınlaşmalar oluşur, kaşınırken tırnaklar yoluyla yırtıklar gelişir ve enfeksiyon için kapı açılmış olur. Tüm bunların sonucunda gelişen tabloların çoğu iz bırakarak iyileşir. Düşünülenin aksine cilt kuruluğu mutlaka önlem alınması gereken bir durumdur. Peki ama ne yapılabilir?


-    Kış yaklaşırken mutlaka cilt muayenesi yapılmalı ve uygun cilt bakımı  planlanmalıdır.
-    Sıcak su ile banyo yapılmamalıdır. Özellikle hergün yıkanma alışkanlığı olan kişilerin yıkanma sıklıklarını azaltmaları gerekir. Yıkanırken kullanılan ürünlerin mutlaka doğru ürünler olmasına dikkat edilmelidir. Kurutmayan sabunlar, şampuanlar kullanılmalı, bunun için de ürünlerin gliserin, lanolin ve buna benzeyen yağ içerikli olanları seçilmelidir.
-    Yıkandıktan sonra cilt çok kurulanmamalı ve hafif nemliyken cilt tipi için uygun olan nemlendiriciler uygulanmalıdır.
-    Ortamın nemlendirmek de cilt kuruluğunu azaltmaya katkıda bulunur. Kalorifer peteklerine konulan su kapları ya da ıslak havlular, buhar aletleri gibi önlemler kolayca uygulanabilir.
-    Bol su içmenin mutlaka yararı vardır, ama bu konuda bilinmesi gereken şudur ki; aslında birçok kişinin düşündüğü “az su içiyorum o yüzden cildim kuru” fikri de yanlıştır.
-    Cilt kuruluğunu önlediği düşünülen bazı gıdaların (fındık, fıstık, ceviz, kuru üzüm, balık, havuç, ıspanak…) fazla tüketilmesi yine kuruluğu önlemede yardımcı olur.

 

Cilt kuruluğunu önlemede en önemli silah nemlendiriciler

Özellikle lanolin, gliserin, üre, pantetol gibi güçlü nemlendiricilerin kullanılması her zaman gerekir. Yapılan çalışmaların çoğu güçlü nemlendirici özelliği olan ürünlerin kullanılmasının deri yaşlanmasını azalttığı, kırışıklıkların görünümünü düzelttiği, renk değişikliklerini önlediği saptamıştır.

Uygun yaş grubuna yönelik uygun ürünü kullanmak da son derece önemlidir

Genç bir kişinin kullanacağı bir ürün ile yaşlı bir kişinin kullanacağı ürün tabi ki aynı değil. Sadece yaş faktörü, kullanılacak ürünün seçimini etkilemez. Aynı zamanda deri rengi, deri kalınlığı, derinin seboreik olup olmadığı, yine akneye yatkınlık gibi faktörler nemlendirici seçiminde önemlidir.

_____________________________________________________
________CILDIN PARLAK VE CANLI KALMASI ICIN____

Cildinizin uzun süre parlak, canlı ve gergin kalmasını ister misiniz?

Cildinizin parlak, canlı ve gergin kalmasını bunun için çok fazla zaman harcamanıza, market market dolaşmanıza gerek yok. Kolayca bulunan sebze ve meyveleri öğünlerinize eklemeniz yeterli…

• Spagetti sosuna havuç rendeleyin. Varlığını bile fark etmeyeceksiniz ve içerdiği karoten cildinizi besleyecek.


• Ispanağın taze yapraklarını salata için ayırın. Ispanak diğer marul, göbek gibi salata çeşitlerinden daha fazla karoten içerir.

• Yumuşak meyveleri, yoğurtla ve taze meyvelerle karıştırın. Kayısı, şeftali, mango, papaya gibi meyveler günlük beslenmenizdeki karoteni yükseltir.

• Garnitür için şarap bardağının içinde soğutulmuş ya da şampanya serpilmiş ve nane eklenmiş garnitür kavun gibi özel tatlılar cildiniz için yararlıdır.

• Akşam yemeği öncesi atıştırmak için dolapta hazır olarak brokoli bulundurun. Herkesin seveceği şekilde hafifi yağlı olarak servis edin.

• Meyveleri her akşam yemeğinin parçası yapın. Gece için taze ve soğutulmuş meyveleri salata olarak önceden hazırlayın. Yeni lezzetler için mango, papaya gibi tropikal meyveleri seçin. Tropikale yönelin.

• Pastaya veya domates salatasına, brokoli ve taze ıspanak ekleyin. Bunlar hemen hemen her tarife uygundur. Sulu salatalarda domates yerine papaya da konulabilir. Sadece lezzet değil, bol miktarda karoten de almış olacaksınız. Aynı eski portakal suları ya da elma suları yerine, ufkunuzu genişletin ve karoteni yüksek meyve sularını tercih edin.

________________________________________________
_____________GOZCEVRESI &BAKIMI___________

Göz çevresi aynı zamanda, yüzümüzün en nazik ve en zayıf bölgesidir. Dış etkenlere karşı aşırı duyarlı olan bu bölge yıpranmaya müsaittir. Özellikle güneşten çok etkilenir. Çünkü göz çevresindeki deri yüzün diğer kısımlarından 7 kat daha incedir. Kas yapısı da zayıftır. Göz çevresini saran ve o bölgeyi gergin tutan sadece bir tek yuvarlak kas vardır.
 
 Göz çevresi için bakım ürünleri
 Yüzümüze sürdüğümüz kremler ya da maskeler göz çevresindeki ince deri için uygun değildir. Göz çevresini nemlendirirken de temizlerken de fazla yağlı olmayan, tahriş etmeyen ve anti allerjik özel ürünler kullanmamız gerekir. Çok yağlı ve aşırı besleyici kremler bu nazik deriye tozların yapışmasına neden olup yağ butonlarına yol açarlar. Ama uygun kremler, göz çevresini nemlendirir ve elastikiyetini korumasına yardım eder.

Gözaltı kremlerini kullanmaya ne kadar erken başlanırsa, o kadar iyidir. Kırışıklarınız, göz altı morluklarınız varsa AHA''lı ve K vitaminli ya da bileşiminde östrojen bulunan kremleri kullanabilirsiniz. Göz kremlerini sürerken çok dikkatli olun. Kremi, parmak uçlarınızla yumuşak hareketler yaparak uygulayın. Göz makyajını temizlerken de aynı şekilde özen gösterin. Zorunlu olmadıkça suda erimeyen makyaj malzemeleri kullanmayın. Çünkü bunları ancak yağ bazlı ürünlerle çıkarabilirsiniz. Yağlı temizleyiciler ise göz çevresine zarar verir.
 
 Yorgun ve şiş gözler
 Sabah kalktığınızda gözleriniz şiş mi oluyor? Eğer uykusuz kaldıysanız ya da sabah çok geç kalktıysanız bu durum normaldir. Özellikle gece alkol aldıysanız gözlerinizin şişmesine hiç şaşmamak gerekiyor. Fazla kahve içiyorsanız, saatlerce televizyon seyrediyorsanız ya da bütün gün bilgisayar başında oturuyorsanız, yataktan şişmiş gözlerle kalkmak için elinizden geleni yaptığınızı söyleyebilirim! Yine de göz çevresinde bir parça buz gezdirerek rahatlayabilirsiniz.

Özellikle yorgunluk ve uykusuzluğa bağlı oluşan şişkinlikler doğal kompreslere çok iyi cevap verirler. Örneğin, çiğ veya kaynamış maydanoz suyu, ıhlamur, zambak, yeşil veya siyah çaylarla yapılan kompresler göz çevresindeki yorgunluk belirtilerini sakinleştirirler. Eğer sorununuz kronik bir hale geldiyse ve ne yaparsanız yapın şiş gözlerle uyanmaktan kurtulamıyorsanız, kalp-damar sisteminde veya böbreklerde bir sorun var mı diye araştırmak gerekir.

Bu durumda bir doktora görünün ancak hafif sporların size yardımcı olacağını da bilin. Yürüme, koşma, bisiklet ve aerobik vücutta ödeme yol açan tuz ve toksinlerin atılmasını sağlarlar. Şişen gözleri makyajla kamufle etmek için ten renginizle uyumlu bir kapatıcı kullanabilirsiniz. Kapatıcıyı elmacık kemiklerinize kadar geniş bir bölgeye ince bir kat halinde sürün. Biraz koyu renkli bir far kullanın sonra da sadece üst kirpiklerinizi rimelleyin.
 
Gözaltı torbaları...

Gözaltı torbaları ayrı bir sorundur. Bunlar bazen yağ torbalarından, bazen de göz altındaki kasın yıllarca kullanılmasında dolayı oluşur. Yorgunluk, uykusuzluk, gerginlik, düzensiz yaşam, alkol ve beslenme sorunları göz altı torbalarını arttırabilir. Bazı insanlarda bu torbalanma adet dönemlerinde belirginleşir. Göz altındaki torbalar kimi zaman böbrek, kalp, tiroid bozuklukları veya büyüme hormonu eksikliğinin belirtisi olabilir.

Göz altındaki torbalar yağdan oluşuyorsa, lipoliz tedavisi veya operasyonla düzeltilmeleri mümkündür. Hafif yağ torbalanmaları var ise çevresine dolgu yapılarak görünüm düzeltilebilir.Özellikle orta yaş sonrasında göz altında oluşan bu torbalar, genellikle göz altındaki kasların yıpranmasıyla ilgilidir. Botox enjeksiyonu bu durumda çok etkilidir. Kasları rahatlatarak şişkinliği giderir.
 
Göz altındaki mor halkalar
Bu sorunun nedeni, göz altındaki derinin incelmesiyle görünmeye başlayan kılcal damarlardır. Görünümü düzeltebilecek en etkili kozmetik önlem ise ''lazer peeling''dir. İkinci sırada, duruma göre kullanılabilecek dolgular gelir. Göz altı bir dolgu maddesi ile hafifçe yükseltilerek mor gölgeler giderilir. Gözaltı morluklarına karşı, papatya veya lavanta çayları ile kompres yapmak size az da olsa yardımcı olur. Çiğ patates dilimleri de göz altındaki morlukları giderir. 

___________________________________________________________
_______CILDINIZE UYGUN OLAN RENGI BULUN____
 

Açık renk ciltler soluktan pembeye, bejden gül pembesine kadar değişir. Koyu cilt rengi ise buğdaydan esmere, açık kahverenginden siyaha kadar gider. Siyah aslında genel bir deyimdir ve beyazdakinden daha fazla tonu kapsar.

Cilt uzmanları cildin bir çok tonunun bulunduğunu, esmer ciltlerin 35 ton, beyaz ciltlerin ise 10 ayrı tonda dağılım gösterdiğini vurgulamaktadır. Cildin rengi, cildin yapısına ve niteliğine etki etmediği için cilt renklerine bağlı olarak farklı bakımların yapılmasına gerek yoktur. Yalnız açık renk ciltlilerin güneşten daha fazla etkilendiği için güneşe çıkarken daha çok korunmaları gerekir.

Soğuk havalarda kuruyan esmer ciltler, grimsi bir renk alırlar. Genel olarak cilt ne kadar koyu renkteyse cildin yaşlanması da o kadar geç olur. Güneş, açık renk ciltlerin en büyük düşmanıdır. Bu tip ciltler kolay kurudukları için çok çabuk yaşlanırlar. Oysa koyu renk ciltlerde dengeli dağılmış olan pigmentler güneş ışınlarını engelleyen bir filtre görevi yapar.

Bu tür yağlı cildin üstü nemi içinde tutan bir koruyucu sayılabilir. Koyu renk ciltler güneşte daha da koyulaşır ve yanarlar. Üstelik bu yanma beyaz tendekiler gibi kötü bir etki yaratmaz ve hemen soyulmaz. Cilt uzmanlarına göre; esmer tenlilerde akne, cilt kanseri ihtimali de açık renklilere kıyasla daha azdır.

Teknikler
Acupressure (Akubası)
5000 yıl öncesine dayanan bu masaj Çinliler tarafından "iğnesiz akupunktur" olarak da adlandırılır. Bu teknikte, enerji kanallarından oluşan görünmez bir sistemin belli noktalarına derin parmak basısı uygulanır. Bu noktalar doğrudan vücudun belli organ
ve bezlerine bağlı olduğundan, bu noktalara enerji akımında sıkıntı olduğunda rahatsızlık duyulur.
  

MASAJ VE MASAJ Teknikleri
Masaj tüm tedavi tekniklerinin temelidir.
Hatta o denli doğaldır ki farkında bile olmadan masaj yaparız: masa köşelerine vurup da morarmaması için bacağımızı ovarken, uyumasına yardımcı olmak için bebeğimizin sırtını sıvazlarken, eşimizi yorgun bir günün ardından karşılayıp sarılırken...

 





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:
 
  bugün 17608 ziyaretçikişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=